Français (French) Kelime Öğrenmek İçin En İyi Flashcard Setleri: A1–B2 Rehberi
Örnek cümleler ve aralıklı tekrar ile 15 tematik flashcard setinde (A1–B2) en önemli 480 günlük Français (French) kelime ve ifadeyi öğrenin.
Interactive Premade Curricula
French Flashcard Decks (15)
Select any deck below to study cards with active recall, audio pronunciation, and FSRS spaced repetition, or filter by difficulty level.
Français (French) — Selamlaşma, Nezaket Sözcükleri ve Günlük İfadeler
Français (French) — Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman
Français (French) — Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar
Français (French) — Yiyecek, İçecek, Öğünler ve Restoranda Sipariş
Français (French) — Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi
Français (French) — Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler
Français (French) — Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler
Français (French) — Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane
Français (French) — Hayvanlar, Evcil Hayvanlar, Doğa ve Hava Durumu
Français (French) — Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler
Français (French) — Şehir Mekanları, Mağazalar, Para ve Günlük İşler
Français (French) — Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler
Français (French) — Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 32 Temel Fiil
Français (French) — En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları
Français (French) — Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler
Hemen pratik yapmaya hazır mısınız?
Günlük hayatta özgüvenle Français (French) konuşmanın sırrı, en sık kullanılan 480 somut kelime ve ifadeyi 15 günlük temada Aktif Hatırlama ve Aralıklı Tekrar (FSRS-4.5) ile öğrenmektir.
Neden Önce Somut Günlük Kelimeleri Öğrenmek En İyisidir?
Somut isimleri en önemli 32 eylem fiili ve 32 sıfatla birleştirmek, ilk haftadan itibaren binlerce doğal cümle kurmanızı sağlar.
15 Temel Tematik Français Kelime Seti (480 Çekirdek Kelime)
Set 1: Selamlaşma, Nezaket Sözcükleri ve Günlük İfadeler (32 kart)
Merhaba, günaydın, lütfen, teşekkürler, affedersiniz ve temel günlük konuşmalar.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| Salut | Merhaba | Salut, comment va ta journée ? — Merhaba, günün nasıl geçiyor? |
| Bonjour | Günaydın | Bonjour, avez-vous bien dormi ? — Günaydın, iyi uyudun mu? |
| Bon après-midi | Tünaydın | Bon après-midi à vous tous. — Tünaydın, mağazamıza hoş geldiniz. |
| Bonsoir | İyi akşamlar | Bonsoir, le dîner est prêt. — İyi akşamlar, akşam yemeği hazır. |
| Bonne nuit | İyi geceler | Bonne nuit, fais de beaux rêves. — İyi geceler, tatlı rüyalar gör. |
| Au revoir | Hoşça kal | Au revoir, à très bientôt. — Hoşça kal, yakında görüşürüz. |
| À demain | Yarın görüşürüz | À demain matin au bureau. — Yarın sabah işte görüşürüz. |
| S'il vous plaît | Lütfen | Un café, s'il vous plaît. — Lütfen bana suyu uzat. |
| Merci | Teşekkürler | Merci pour votre aide précieuse. — Yardımın için teşekkür ederim. |
| Merci beaucoup | Çok teşekkürler | Merci beaucoup pour ce cadeau. — Her şey için çok teşekkürler. |
Set 2: Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman (32 kart)
Temel sayılar, pazartesiden pazara günler, mevsimler, bugün, yarın ve saatler.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| un (1) | bir (1) | J'ai un billet pour aujourd'hui. — Bugün için bir biletim var. |
| deux (2) | iki (2) | Une table pour deux personnes. — İki kişilik bir masa lütfen. |
| trois (3) | üç (3) | Nous avons trois chats chez nous. — Evimizde üç tane kedi var. |
| quatre (4) | dört (4) | Il y a quatre chaises ici. — Burada dört sandalye var. |
| cinq (5) | beş (5) | Donnez-moi cinq minutes, merci. — Bana lütfen beş dakika verin. |
| six (6) | altı (6) | Je me lève à six heures. — Sabah saat altıda uyanırım. |
| sept (7) | yedi (7) | La semaine compte sept jours. — Bir haftada yedi gün vardır. |
| huit (8) | sekiz (8) | Le cours commence à huit heures. — Ders saat sekizde başlıyor. |
| neuf (9) | dokuz (9) | Le train part à neuf heures. — Tren saat dokuzda kalkıyor. |
| dix (10) | on (10) | Ce livre coûte dix euros. — Bu defter on lira tutuyor. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman
Set 3: Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar (32 kart)
Sandalye, masa, yatak, kanepe, lamba, kapı, pencere, anahtar, mutfak, yatak odası ve ev eşyaları.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| la maison | ev | Notre maison est près du parc. — Evimiz parkın hemen yanında. |
| l'appartement | daire | J'habite dans un bel appartement. — Üçüncü katta bir daire kiraladım. |
| la pièce | oda | Cette pièce est très claire. — Bu oda bütün gün güneş alıyor. |
| la cuisine | mutfak | Il prépare le repas dans la cuisine. — Annem mutfakta yemek pişiriyor. |
| la chambre | yatak odası | Ma chambre donne sur le jardin. — Yatak odası oldukça sessiz. |
| la salle de bain | banyo | La salle de bain est propre. — Banyoda ellerimi sabunla yıkadım. |
| le salon | oturma odası | Nous lisons dans le salon. — Akşamları oturma odasında dinleniriz. |
| le jardin | bahçe | Les enfants jouent dans le jardin. — Bahçede rengarenk çiçekler açmış. |
| la chaise | sandalye | Cette chaise en bois est confortable. — Lütfen bu sandalyeye oturun. |
| la table | masa | Le repas est sur la table. — Tabaklar yemek masasının üzerinde. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar
Set 4: Yiyecek, İçecek, Öğünler ve Restoranda Sipariş (32 kart)
Su, ekmek, kahve, çay, süt, peynir, et, balık, çorba, kahvaltı, akşam yemeği, menü ve hesap.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| l'eau | su | Un verre d'eau fraîche, merci. — Bir bardak soğuk su lütfen. |
| le pain | ekmek | Le pain frais sent très bon. — Fırından taze ve sıcak ekmek aldım. |
| le café | kahve | Je prends un café noir le matin. — Sabahları şekersiz Türk kahvesi içerim. |
| le thé | çay | Je bois du thé vert au citron. — İnce belli bardakta sıcak çay. |
| le lait | süt | J'achète une bouteille de lait frais. — Yatmadan önce ılık süt içtim. |
| le jus | meyve suyu | Un verre de jus d'orange frais. — Taze sıkılmış portakal suyu. |
| le vin | şarap | Un verre de vin rouge à table. — Akşam yemeğinde bir kadeh kırmızı şarap. |
| la bière | bira | Une bière blonde bien fraîche. — Soğuk bir bardak bira söyledik. |
| le fromage | peynir | Un plateau de fromages français. — Kahvaltıda beyaz peynir ve zeytin yedim. |
| le beurre | tereyağı | Une tartine de pain avec du beurre. — Sıcak ekmeğe taze tereyağı sürdüm. |
Set 5: Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi (32 kart)
Elma, muz, portakal, çilek, domates, patates, havuç, soğan, sarımsak, salata, zeytinyağı ve bal.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| le fruit | meyve | Les fruits frais sont pleins de vitamines. — Yazın bol bol taze meyve yeriz. |
| la pomme | elma | Je croque dans une pomme rouge. — Kırmızı elma oldukça sulu ve tatlı. |
| la banane | muz | Cette banane jaune est bien mûre. — Kahvaltıda süt ve muz yedim. |
| l'orange | portakal | Cette orange est pleine de jus. — Kışın bol bol sulu portakal yeriz. |
| le citron | limon | Le jus de citron est acide. — Çorbaya biraz taze limon sıktım. |
| la fraise | çilek | Les fraises rouges du jardin. — Bahçeden taze kırmızı çilek topladık. |
| le raisin | üzüm | Une grappe de raisin noir. — Sofrada bir salkım çekirdeksiz üzüm var. |
| la pêche | şeftali | Une pêche jaune bien juteuse. — Yazın sulu Bursa şeftalisi çok sevilir. |
| la pastèque | karpuz | Une tranche de pastèque fraîche. — Yaz akşamlarında soğuk karpuz keseriz. |
| l'ananas | ananas | Cet ananas frais est très parfumé. — Dilimlenmiş taze tropikal ananas. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi
Set 6: Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler (32 kart)
Anne, baba, erkek kardeş, kız kardeş, büyükanne, büyükbaba, eş, çocuk, arkadaş, komşu ve meslektaş.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| la famille | aile | Ma famille habite dans cette ville. — Ailem bu şehirde yaşıyor. |
| la mère | anne | Ma mère cuisine de bons plats chaque jour. — Annem her gün lezzetli yemekler pişirir. |
| le père | baba | Mon père travaille dans un hôpital local. — Babam yerel bir hastanede çalışıyor. |
| les parents | ebeveynler | Mes parents voyagent à la plage chaque été. — Annem ve babam her yaz tatile gider. |
| le frère | erkek kardeş | Mon frère joue de la guitare. — Kardeşim bir grupta gitar çalıyor. |
| la sœur | kız kardeş | Ma sœur étudie la médecine à l'université. — Kız kardeşim üniversitede tıp okuyor. |
| le fils | oğul | Leur fils va à l'école primaire. — Oğulları şimdi ilkokula gidiyor. |
| la fille | kız evlat | Leur fille adore dessiner des images. — Kızları renkli resimler çizmeyi çok seviyor. |
| le grand-père | büyükbaba | Mon grand-père raconte de belles histoires. — Dedem her akşam harika hikayeler anlatır. |
| la grand-mère | büyükanne | Ma grand-mère fait du pain le dimanche. — Anneannem pazar günleri taze ekmek pişirir. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler
Set 7: Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler (32 kart)
Gömlek, pantolon, elbise, ceket, palto, ayakkabı, çorap, şapka, gözlük, şemsiye, kırmızı, mavi, yeşil, siyah ve beyaz.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| les vêtements | kıyafetler | Je prends des vêtements propres pour voyager. — Hafta sonu gezisi için temiz kıyafetler alıyorum. |
| la chemise | gömlek | Il porte une chemise blanche au bureau. — Ofise giderken beyaz bir gömlek giyiyor. |
| le t-shirt | tişört | Je porte un t-shirt en coton l'été. — Yazın pamuklu bir tişört giyerim. |
| le pull | kazak | Ce pull en laine tient chaud en hiver. — Bu yün kazak kışın beni sıcak tutuyor. |
| la veste | ceket | Mets ta veste avant de sortir. — Dışarı çıkmadan önce ceketini giy. |
| le manteau | palto | Elle a accroché son manteau près de l'entrée. — Kalın paltosunu kapının yanına astı. |
| le costume | takım elbise | Il a acheté un costume sombre pour le mariage. — Düğün için koyu renk bir takım elbise aldı. |
| la robe | elbise | Elle porte une jolie robe d'été aujourd'hui. — Bugün çok şık bir yazlık elbise giyiyor. |
| la jupe | etek | Cette jupe va bien avec son chemisier. — Bu pilili etek bluzuyla çok iyi uyuyor. |
| le pantalon | pantolon | Ce pantalon noir est un peu trop long. — Bu siyah pantolon biraz fazla uzun. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler
Set 8: Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane (32 kart)
Baş, göz, kulak, el, ayak, kalp, mide, diş, ağrı, ateş, öksürük, doktor, hastane, eczane ve ilaç.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| le corps | vücut | Le sport garde le corps fort. — Düzenli egzersiz vücudu güçlü tutar. |
| la tête | baş | Il a hoché la tête. — Onaylamak için başını salladı. |
| les cheveux | saç | Elle se brosse les cheveux chaque matin. — Her sabah uzun saçlarını fırçalıyor. |
| le visage | yüz | Je me lave le visage à l'eau froide. — Yüzümü soğuk suyla yıkıyorum. |
| l'œil | göz | Elle a fermé les yeux pour dormir. — Gözlerini kapattı ve hemen uyudu. |
| l'oreille | kulak | Elle a murmuré à mon oreille. — Kulağıma sessizce bir sır fısıldadı. |
| le nez | burun | J'ai le nez froid à cause du vent. — Kış rüzgarından burnum çok üşüdü. |
| la bouche | ağız | Ouvrez grand la bouche chez le dentiste. — Dişçide ağzınızı lütfen iyice açın. |
| la dent | diş | Je me brosse les dents deux fois par jour. — Günde iki kez dişlerimi fırçalıyorum. |
| la langue | dil | La soupe chaude m'a brûlé la langue. — Sıcak çorba dilimi yaktı. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane
Set 9: Hayvanlar, Evcil Hayvanlar, Doğa ve Hava Durumu (32 kart)
Köpek, kedi, at, kuş, balık, aslan, ağaç, çiçek, orman, dağ, deniz, nehir, güneş, yağmur, kar ve rüzgar.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| l'animal | hayvan | Les animaux sauvages vivent dans la forêt. — Vahşi hayvanlar ormanda özgürce yaşar. |
| le chien | köpek | Le chien court dans le parc. — Köpek parkta neşeyle koşuyor. |
| le chat | kedi | Le chat dort sur le canapé. — Kedi sıcak koltuğun üzerinde uyuyor. |
| l'oiseau | kuş | Un petit oiseau chante dans l'arbre. — Küçük bir kuş ağaçta şarkı söylüyor. |
| le cheval | at | Le cheval brun galope dans le pré. — Kahverengi at tarlada dörtnala koşuyor. |
| la vache | inek | Les vaches mangent de l'herbe fraîche. — İnekler çayırda taze ot yiyor. |
| le cochon | domuz | Le fermier nourrit les cochons le matin. — Çiftçi her sabah domuzları besliyor. |
| le mouton | koyun | Les moutons blancs broutent sur la colline. — Beyaz koyunlar yeşil tepede otluyor. |
| la poule | tavuk | Les poules pondent des œufs frais. — Tavuklar her sabah taze yumurta yumurtlar. |
| le lapin | tavşan | Le lapin blanc adore manger des carottes. — Beyaz tavşan kıtır havuç yemeyi çok sever. |
Set 10: Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler (32 kart)
Uçak, havalimanı, uçuş, pasaport, bavul, bilet, tren, otobüs, taksi, otel, rezervasyon, harita, sol, sağ ve kuzey.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| le voyage | yolculuk | Notre voyage à Rome était inoubliable. — Hafta sonu Roma gezimiz unutulmazdı. |
| l'aéroport | havalimanı | Arrivez à l'aéroport deux heures avant. — Havalimanına iki saat erken gelin. |
| l'avion | uçak | L'avion a décollé à l'heure. — Uçak tam zamanında havalandı. |
| le vol | uçuş | Notre vol direct dure deux heures. — Paris'e direkt uçuşumuz iki saat sürüyor. |
| le passeport | pasaport | Montrez votre passeport au contrôle. — Sınır kontrolünde pasaportunuzu gösterin. |
| la carte d'embarquement | biniş kartı | Gardez votre carte d'embarquement. — Biniş kartınızı elinizde hazır tutun. |
| la valise | bavul | Cette valise lourde a quatre roues. — Bu ağır bavulun dört tekerleği var. |
| le sac à dos | sırt çantası | Je porte mon ordinateur dans un sac à dos. — Bilgisayarımı su geçirmez sırt çantasında taşıyorum. |
| le train | tren | Le train rapide part du quai trois. — Hızlı tren üç numaralı perondan kalkıyor. |
| la gare | tren istasyonu | Retrouve-moi devant la gare centrale. — Ana tren istasyonunun önünde buluşalım. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler
Set 11: Şehir Mekanları, Mağazalar, Para ve Günlük İşler (32 kart)
Sokak, meydan, park, banka, postane, süpermarket, fırın, müze, sinema, para, kredi kartı, fiyat ve fiş.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| ville | şehir | Cette ville est très animée. — Bu şehir çok canlıdır. |
| village | köy | Ils habitent un village calme. — Sakin bir köyde yaşıyorlar. |
| centre-ville | merkez | Allons au centre-ville aujourd'hui. — Bugün şehir merkezine gidiyoruz. |
| place | meydan | La place principale est animée. — Ana meydan çok kalabalık. |
| parc | park | Les enfants jouent dans le parc. — Çocuklar parkta oyun oynuyor. |
| supermarché | süpermarket | J'achète à manger au supermarché. — Süpermarketten süt aldım. |
| marché | pazar | Il y a des fruits au marché. — Pazarda taze meyve var. |
| boulangerie | fırın | J'achète du pain à la boulangerie. — Fırından sıcak ekmek aldım. |
| librairie | kitabevi | Je cherche un roman à la librairie. — Kitabevinden yeni bir roman aldım. |
| magasin de vêtements | giyim mağazası | Ce magasin vend des vestes. — Bu giyim mağazası çok uygun. |
Set 12: Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler (32 kart)
Okul, üniversite, öğretmen, öğrenci, kitap, kalem, bilgisayar, telefon, internet, e-posta, iş, ofis, mühendis ve avukat.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| école | okul | L'école commence à huit heures. — Okul sabah sekizde başlıyor. |
| université | üniversite | Elle étudie à l'université. — Üniversitede hukuk okuyor. |
| salle de classe | sınıf | La salle de classe est grande. — Sınıfımız çok aydınlık ve geniş. |
| leçon | ders | La leçon d'aujourd'hui est simple. — Bugünkü ders çok ilginçti. |
| devoirs | ödev | J'ai fini mes devoirs. — Ev ödevimi erken bitirdim. |
| examen | sınav | Elle a réussi son examen. — Yarın önemli bir sınavım var. |
| livre | kitap | Ce livre est très intéressant. — Bu kitap gerçekten çok sürükleyici. |
| cahier | defter | Prends des notes dans ton cahier. — Notlarını bu deftere yaz. |
| page | sayfa | Ouvrez le livre à la page dix. — Kitabın onuncu sayfasını açın. |
| stylo | tükenmez kalem | J'écris avec un stylo noir. — Mavi bir kalemin var mı? |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler
Set 13: Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 32 Temel Fiil (32 kart)
Olmak, sahip olmak, gitmek, gelmek, yapmak, yemek, içmek, uyumak, konuşmak, okumak, yazmak, satın almak, çalışmak ve öğrenmek.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| être | olmak | Je suis prêt à partir. — Bugün çok mutlu oldum. |
| avoir | sahip olmak | Nous avons deux petits chiens. — İki küçük köpeğimiz var. |
| aller | gitmek | Je vais au travail tôt. — Her sabah işe erken giderim. |
| venir | gelmek | Viens dîner chez nous demain. — Akşam bize yemeğe gel. |
| faire | yapmak | Je fais du sport le matin. — Sabahları taze kahve yaparım. |
| manger | yemek | Nous mangeons à midi pile. — Öğle yemeğini birlikte yiyoruz. |
| boire | içmek | Je bois un verre d'eau. — Günde iki litre su içerim. |
| dormir | uyumak | Le bébé dort profondément. — Bebek mışıl mışıl uyuyor. |
| se réveiller | uyanmak | Je me réveille à six heures. — Her sabah saat altıda uyanırım. |
| parler | konuşmak | Il parle très bien espagnol. — O üç dili akıcı konuşuyor. |
Set 14: En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları (32 kart)
Büyük, küçük, iyi, kötü, sıcak, soğuk, yeni, eski, hızlı, yavaş, pahalı, ucuz, kolay, zor, temiz ve kirli.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| grand | büyük | Ils ont un grand jardin. — Büyük bir bahçeleri var. |
| petit | küçük | C'est un petit café calme. — Bu küçük çanta çok kullanışlı. |
| bon | iyi | C'est une très bonne idée. — Bu gerçekten çok iyi bir fikir. |
| mauvais | kötü | Il fait mauvais temps dehors. — Bugün dışarıda hava çok kötü. |
| nouveau | yeni | J'ai acheté un nouveau manteau. — Kendime yeni bir ayakkabı aldım. |
| vieux | eski | Ce château est très vieux. — Tepedeki kale oldukça eski. |
| jeune | genç | Le jeune médecin est sympa. — Yeni doktorumuz oldukça genç. |
| chaud | sıcak | Attention, la soupe est chaude. — Dikkat et, çorba çok sıcak. |
| froid | soğuk | Le vent d'hiver est froid. — Kış rüzgarı bugün çok soğuk. |
| tiède | ılık | Bois un verre d'eau tiède. — Bahar güneşi bugün çok ılık. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları
Set 15: Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler (32 kart)
Mutlu, üzgün, yorgun, kızgın, sakin, heyecanlı, gururlu, nazik, dürüst, müzik, film, spor, yüzme ve yemek pişirme.
| Kelime (Français) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| heureux | mutlu | Je suis très heureux aujourd'hui. — Güzel haberle çok mutlu oldu. |
| triste | üzgün | La fin du film est triste. — Filmin sonu biraz üzücüydü. |
| fatigué | yorgun | Je suis fatigué ce soir. — Koşudan sonra kendimi yorgun hissediyorum. |
| fâché | kızgın | Ne sois pas fâché contre moi. — Lütfen bana kızgın olma. |
| calme | sakin | La mer est très calme. — Mavi deniz bugün çok sakin. |
| nerveux | gergin | Il est nerveux avant l'examen. — Sınavdan önce biraz heyecanlıyım. |
| enthousiaste | heyecanlı | Les enfants sont ravis. — Çocuklar gezi için çok heyecanlı. |
| surpris | şaşırmış | Il était surpris par le cadeau. — Sürpriz hediyeye çok şaşırdı. |
| fier | gururlu | Ses parents sont fiers d'elle. — Ailesi onunla gurur duyuyor. |
| inquiet | endişeli | Ne sois pas inquiet pour moi. — Yağmur için hiç endişelenme. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: Français (French) — Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler
Aralıklı Tekrar ile Günlük 15 Dakikalık Çalışma Rutini
Her 2–3 günde bir tematik set bitirin (günde 10–15 yeni kart) ve her örnek cümleyi yüksek sesle okuyun.