English (English) Kelime Öğrenmek İçin En İyi Flashcard Setleri: A1–B2 Rehberi
Örnek cümleler ve aralıklı tekrar ile 15 tematik flashcard setinde (A1–B2) en önemli 480 günlük English (English) kelime ve ifadeyi öğrenin.
Interactive Premade Curricula
English Flashcard Decks (15)
Select any deck below to study cards with active recall, audio pronunciation, and FSRS spaced repetition, or filter by difficulty level.
English — Selamlaşma, Nezaket Sözcükleri ve Günlük İfadeler
English — Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman
English — Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar
English — Yiyecek, İçecek, Öğünler ve Restoranda Sipariş
English — Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi
English — Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler
English — Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler
English — Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane
English — Hayvanlar, Evcil Hayvanlar, Doğa ve Hava Durumu
English — Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler
English — Şehir Mekanları, Mağazalar, Para ve Günlük İşler
English — Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler
English — Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 32 Temel Fiil
English — En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları
English — Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler
Hemen pratik yapmaya hazır mısınız?
Günlük hayatta özgüvenle English (English) konuşmanın sırrı, en sık kullanılan 480 somut kelime ve ifadeyi 15 günlük temada Aktif Hatırlama ve Aralıklı Tekrar (FSRS-4.5) ile öğrenmektir.
Neden Önce Somut Günlük Kelimeleri Öğrenmek En İyisidir?
Somut isimleri en önemli 32 eylem fiili ve 32 sıfatla birleştirmek, ilk haftadan itibaren binlerce doğal cümle kurmanızı sağlar.
15 Temel Tematik English Kelime Seti (480 Çekirdek Kelime)
Set 1: Selamlaşma, Nezaket Sözcükleri ve Günlük İfadeler (32 kart)
Merhaba, günaydın, lütfen, teşekkürler, affedersiniz ve temel günlük konuşmalar.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| Hello | Merhaba | Hello, how is your day? — Merhaba, günün nasıl geçiyor? |
| Good morning | Günaydın | Good morning, did you sleep well? — Günaydın, iyi uyudun mu? |
| Good afternoon | Tünaydın | Good afternoon, welcome to our shop. — Tünaydın, mağazamıza hoş geldiniz. |
| Good evening | İyi akşamlar | Good evening, dinner is ready now. — İyi akşamlar, akşam yemeği hazır. |
| Good night | İyi geceler | Good night, sleep well tonight. — İyi geceler, tatlı rüyalar gör. |
| Goodbye | Hoşça kal | Goodbye, see you again soon. — Hoşça kal, yakında görüşürüz. |
| See you tomorrow | Yarın görüşürüz | See you tomorrow morning at work. — Yarın sabah işte görüşürüz. |
| Please | Lütfen | Please pass me the water. — Lütfen bana suyu uzat. |
| Thank you | Teşekkürler | Thank you for your kind help. — Yardımın için teşekkür ederim. |
| Thank you very much | Çok teşekkürler | Thank you very much for everything. — Her şey için çok teşekkürler. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Selamlaşma, Nezaket Sözcükleri ve Günlük İfadeler
Set 2: Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman (32 kart)
Temel sayılar, pazartesiden pazara günler, mevsimler, bugün, yarın ve saatler.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| one (1) | bir (1) | I have one ticket for today. — Bugün için bir biletim var. |
| two (2) | iki (2) | A table for two people, please. — İki kişilik bir masa lütfen. |
| three (3) | üç (3) | We have three cats at home. — Evimizde üç tane kedi var. |
| four (4) | dört (4) | There are four chairs here. — Burada dört sandalye var. |
| five (5) | beş (5) | Give me five minutes, please. — Bana lütfen beş dakika verin. |
| six (6) | altı (6) | I wake up at six o'clock. — Sabah saat altıda uyanırım. |
| seven (7) | yedi (7) | A week has seven days. — Bir haftada yedi gün vardır. |
| eight (8) | sekiz (8) | Work starts at eight sharp. — Ders saat sekizde başlıyor. |
| nine (9) | dokuz (9) | The train leaves at nine. — Tren saat dokuzda kalkıyor. |
| ten (10) | on (10) | This book costs ten dollars. — Bu defter on lira tutuyor. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Sayılar, Haftanın Günleri, Aylar ve Zaman
Set 3: Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar (32 kart)
Sandalye, masa, yatak, kanepe, lamba, kapı, pencere, anahtar, mutfak, yatak odası ve ev eşyaları.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| house | ev | Our house has a red roof. — Evimiz parkın hemen yanında. |
| apartment | daire | I rent a small apartment. — Üçüncü katta bir daire kiraladım. |
| room | oda | This room gets lots of sun. — Bu oda bütün gün güneş alıyor. |
| kitchen | mutfak | We cook dinner in the kitchen. — Annem mutfakta yemek pişiriyor. |
| bedroom | yatak odası | The bedroom is quiet and warm. — Yatak odası oldukça sessiz. |
| bathroom | banyo | I wash my hands in the bathroom. — Banyoda ellerimi sabunla yıkadım. |
| living room | oturma odası | We watch TV in the living room. — Akşamları oturma odasında dinleniriz. |
| garden | bahçe | Red roses grow in the garden. — Bahçede rengarenk çiçekler açmış. |
| chair | sandalye | Please sit on this chair. — Lütfen bu sandalyeye oturun. |
| table | masa | Dinner is on the table. — Tabaklar yemek masasının üzerinde. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Ev, Odalar, Mobilyalar ve Günlük Eşyalar
Set 4: Yiyecek, İçecek, Öğünler ve Restoranda Sipariş (32 kart)
Su, ekmek, kahve, çay, süt, peynir, et, balık, çorba, kahvaltı, akşam yemeği, menü ve hesap.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| water | su | A glass of cold water, please. — Bir bardak soğuk su lütfen. |
| bread | ekmek | I buy fresh bread every morning. — Fırından taze ve sıcak ekmek aldım. |
| coffee | kahve | I drink black coffee without sugar. — Sabahları şekersiz Türk kahvesi içerim. |
| tea | çay | Would you like a cup of green tea? — İnce belli bardakta sıcak çay. |
| milk | süt | Children drink warm milk at night. — Yatmadan önce ılık süt içtim. |
| juice | meyve suyu | Fresh orange juice is delicious. — Taze sıkılmış portakal suyu. |
| wine | şarap | A glass of red wine with dinner. — Akşam yemeğinde bir kadeh kırmızı şarap. |
| beer | bira | Two cold beers, please. — Soğuk bir bardak bira söyledik. |
| cheese | peynir | I like bread with yellow cheese. — Kahvaltıda beyaz peynir ve zeytin yedim. |
| butter | tereyağı | Spread soft butter on warm toast. — Sıcak ekmeğe taze tereyağı sürdüm. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Yiyecek, İçecek, Öğünler ve Restoranda Sipariş
Set 5: Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi (32 kart)
Elma, muz, portakal, çilek, domates, patates, havuç, soğan, sarımsak, salata, zeytinyağı ve bal.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| fruit | meyve | Fresh fruit is full of vitamins. — Yazın bol bol taze meyve yeriz. |
| apple | elma | This red apple is crisp and sweet. — Kırmızı elma oldukça sulu ve tatlı. |
| banana | muz | Monkeys love ripe yellow bananas. — Kahvaltıda süt ve muz yedim. |
| orange | portakal | Peel a juicy sweet orange. — Kışın bol bol sulu portakal yeriz. |
| lemon | limon | Yellow lemons taste very sour. — Çorbaya biraz taze limon sıktım. |
| strawberry | çilek | Red strawberries with fresh cream. — Bahçeden taze kırmızı çilek topladık. |
| grape | üzüm | A bunch of seedless green grapes. — Sofrada bir salkım çekirdeksiz üzüm var. |
| peach | şeftali | This summer peach is soft and juicy. — Yazın sulu Bursa şeftalisi çok sevilir. |
| watermelon | karpuz | Cold watermelon is refreshing in summer. — Yaz akşamlarında soğuk karpuz keseriz. |
| pineapple | ananas | Tropical pineapple has a sweet aroma. — Dilimlenmiş taze tropikal ananas. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Meyveler, Sebzeler ve Süpermarket Alışverişi
Set 6: Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler (32 kart)
Anne, baba, erkek kardeş, kız kardeş, büyükanne, büyükbaba, eş, çocuk, arkadaş, komşu ve meslektaş.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| the family | aile | My family lives in this city. — Ailem bu şehirde yaşıyor. |
| the mother | anne | My mother cooks delicious food every day. — Annem her gün lezzetli yemekler pişirir. |
| the father | baba | My father works at a local hospital. — Babam yerel bir hastanede çalışıyor. |
| the parents | ebeveynler | My parents travel to the beach every summer. — Annem ve babam her yaz tatile gider. |
| the brother | erkek kardeş | My brother plays guitar in a band. — Kardeşim bir grupta gitar çalıyor. |
| the sister | kız kardeş | My sister studies medicine at the university. — Kız kardeşim üniversitede tıp okuyor. |
| the son | oğul | Their son goes to primary school now. — Oğulları şimdi ilkokula gidiyor. |
| the daughter | kız evlat | Their daughter loves drawing colorful pictures. — Kızları renkli resimler çizmeyi çok seviyor. |
| the grandfather | büyükbaba | My grandfather tells great stories every evening. — Dedem her akşam harika hikayeler anlatır. |
| the grandmother | büyükanne | My grandmother bakes fresh bread on Sundays. — Anneannem pazar günleri taze ekmek pişirir. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Aile, İnsanlar, Arkadaşlar ve İlişkiler
Set 7: Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler (32 kart)
Gömlek, pantolon, elbise, ceket, palto, ayakkabı, çorap, şapka, gözlük, şemsiye, kırmızı, mavi, yeşil, siyah ve beyaz.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| the clothes | kıyafetler | I pack clean clothes for the weekend trip. — Hafta sonu gezisi için temiz kıyafetler alıyorum. |
| the shirt | gömlek | He wears a white shirt to the office. — Ofise giderken beyaz bir gömlek giyiyor. |
| the T-shirt | tişört | I wear a cotton T-shirt in summer. — Yazın pamuklu bir tişört giyerim. |
| the sweater | kazak | This wool sweater keeps me warm in winter. — Bu yün kazak kışın beni sıcak tutuyor. |
| the jacket | ceket | Put on your jacket before going outside. — Dışarı çıkmadan önce ceketini giy. |
| the coat | palto | She hung her heavy coat by the door. — Kalın paltosunu kapının yanına astı. |
| the suit | takım elbise | He bought a dark suit for the wedding. — Düğün için koyu renk bir takım elbise aldı. |
| the dress | elbise | She wears an elegant summer dress today. — Bugün çok şık bir yazlık elbise giyiyor. |
| the skirt | etek | This pleated skirt matches her blouse well. — Bu pilili etek bluzuyla çok iyi uyuyor. |
| the trousers | pantolon | These black trousers are slightly too long. — Bu siyah pantolon biraz fazla uzun. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Giysiler, Ayakkabılar, Aksesuarlar ve Renkler
Set 8: Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane (32 kart)
Baş, göz, kulak, el, ayak, kalp, mide, diş, ağrı, ateş, öksürük, doktor, hastane, eczane ve ilaç.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| the body | vücut | Regular exercise keeps the body strong. — Düzenli egzersiz vücudu güçlü tutar. |
| the head | baş | He nodded his head in agreement. — Onaylamak için başını salladı. |
| the hair | saç | She brushes her long hair every morning. — Her sabah uzun saçlarını fırçalıyor. |
| the face | yüz | I wash my face with cold water. — Yüzümü soğuk suyla yıkıyorum. |
| the eye | göz | She closed her eyes and fell asleep. — Gözlerini kapattı ve hemen uyudu. |
| the ear | kulak | She whispered a secret in my ear. — Kulağıma sessizce bir sır fısıldadı. |
| the nose | burun | My nose is cold from the winter wind. — Kış rüzgarından burnum çok üşüdü. |
| the mouth | ağız | Open your mouth wide for the dentist. — Dişçide ağzınızı lütfen iyice açın. |
| the tooth | diş | I brush my teeth twice every day. — Günde iki kez dişlerimi fırçalıyorum. |
| the tongue | dil | The hot soup burned my tongue. — Sıcak çorba dilimi yaktı. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Vücut Bölümleri, Sağlık, Doktor ve Eczane
Set 9: Hayvanlar, Evcil Hayvanlar, Doğa ve Hava Durumu (32 kart)
Köpek, kedi, at, kuş, balık, aslan, ağaç, çiçek, orman, dağ, deniz, nehir, güneş, yağmur, kar ve rüzgar.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| the animal | hayvan | Wild animals live freely in the forest. — Vahşi hayvanlar ormanda özgürce yaşar. |
| the dog | köpek | The dog runs happily in the park. — Köpek parkta neşeyle koşuyor. |
| the cat | kedi | The cat sleeps on the warm sofa. — Kedi sıcak koltuğun üzerinde uyuyor. |
| the bird | kuş | A small bird sings in the tree. — Küçük bir kuş ağaçta şarkı söylüyor. |
| the horse | at | The brown horse gallops across the field. — Kahverengi at tarlada dörtnala koşuyor. |
| the cow | inek | Cows eat fresh grass in the meadow. — İnekler çayırda taze ot yiyor. |
| the pig | domuz | The farmer feeds the pigs every morning. — Çiftçi her sabah domuzları besliyor. |
| the sheep | koyun | White sheep graze on the green hill. — Beyaz koyunlar yeşil tepede otluyor. |
| the chicken | tavuk | The hens lay fresh eggs every morning. — Tavuklar her sabah taze yumurta yumurtlar. |
| the rabbit | tavşan | The white rabbit loves eating crunchy carrots. — Beyaz tavşan kıtır havuç yemeyi çok sever. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Hayvanlar, Evcil Hayvanlar, Doğa ve Hava Durumu
Set 10: Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler (32 kart)
Uçak, havalimanı, uçuş, pasaport, bavul, bilet, tren, otobüs, taksi, otel, rezervasyon, harita, sol, sağ ve kuzey.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| the trip | yolculuk | Our weekend trip to Rome was unforgettable. — Hafta sonu Roma gezimiz unutulmazdı. |
| the airport | havalimanı | Arrive at the airport two hours early. — Havalimanına iki saat erken gelin. |
| the airplane | uçak | The airplane took off on time. — Uçak tam zamanında havalandı. |
| the flight | uçuş | Our direct flight to Paris takes two hours. — Paris'e direkt uçuşumuz iki saat sürüyor. |
| the passport | pasaport | Show your passport at border control. — Sınır kontrolünde pasaportunuzu gösterin. |
| the boarding pass | biniş kartı | Keep your boarding pass in your hand. — Biniş kartınızı elinizde hazır tutun. |
| the suitcase | bavul | This heavy suitcase has four wheels. — Bu ağır bavulun dört tekerleği var. |
| the backpack | sırt çantası | I carry my laptop in a waterproof backpack. — Bilgisayarımı su geçirmez sırt çantasında taşıyorum. |
| the train | tren | The fast train leaves from platform three. — Hızlı tren üç numaralı perondan kalkıyor. |
| the train station | tren istasyonu | Meet me outside the main train station. — Ana tren istasyonunun önünde buluşalım. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Seyahat, Havalimanı, Tren, Otel ve Yönler
Set 11: Şehir Mekanları, Mağazalar, Para ve Günlük İşler (32 kart)
Sokak, meydan, park, banka, postane, süpermarket, fırın, müze, sinema, para, kredi kartı, fiyat ve fiş.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| city | şehir | This city is very lively. — Bu şehir çok canlıdır. |
| village | köy | They live in a quiet village. — Sakin bir köyde yaşıyorlar. |
| downtown | merkez | Let us meet downtown today. — Bugün şehir merkezine gidiyoruz. |
| square | meydan | The main square is crowded. — Ana meydan çok kalabalık. |
| park | park | Children play in the park. — Çocuklar parkta oyun oynuyor. |
| supermarket | süpermarket | I buy food at the supermarket. — Süpermarketten süt aldım. |
| market | pazar | Fresh fruit is at the market. — Pazarda taze meyve var. |
| bakery | fırın | The bakery smells like warm bread. — Fırından sıcak ekmek aldım. |
| bookstore | kitabevi | She found a novel at the bookstore. — Kitabevinden yeni bir roman aldım. |
| clothing store | giyim mağazası | This clothing store has jackets. — Bu giyim mağazası çok uygun. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Şehir Mekanları, Mağazalar, Para ve Günlük İşler
Set 12: Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler (32 kart)
Okul, üniversite, öğretmen, öğrenci, kitap, kalem, bilgisayar, telefon, internet, e-posta, iş, ofis, mühendis ve avukat.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| school | okul | The school starts at eight. — Okul sabah sekizde başlıyor. |
| university | üniversite | She studies law at the university. — Üniversitede hukuk okuyor. |
| classroom | sınıf | The classroom has big windows. — Sınıfımız çok aydınlık ve geniş. |
| lesson | ders | Today's lesson is very interesting. — Bugünkü ders çok ilginçti. |
| homework | ödev | I finished my homework early. — Ev ödevimi erken bitirdim. |
| exam | sınav | She passed the final exam. — Yarın önemli bir sınavım var. |
| book | kitap | This book has a great story. — Bu kitap gerçekten çok sürükleyici. |
| notebook | defter | Write it in your notebook. — Notlarını bu deftere yaz. |
| page | sayfa | Open the book to page ten. — Kitabın onuncu sayfasını açın. |
| pen | tükenmez kalem | Can I borrow a blue pen? — Mavi bir kalemin var mı? |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Okul, İş, Ofis, Teknoloji ve Meslekler
Set 13: Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 32 Temel Fiil (32 kart)
Olmak, sahip olmak, gitmek, gelmek, yapmak, yemek, içmek, uyumak, konuşmak, okumak, yazmak, satın almak, çalışmak ve öğrenmek.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| to be | olmak | I am ready to start. — Bugün çok mutlu oldum. |
| to have | sahip olmak | We have two small dogs. — İki küçük köpeğimiz var. |
| to go | gitmek | I go to work early. — Her sabah işe erken giderim. |
| to come | gelmek | Please come to our party. — Akşam bize yemeğe gel. |
| to make | yapmak | She makes fresh coffee daily. — Sabahları taze kahve yaparım. |
| to eat | yemek | We eat lunch at noon. — Öğle yemeğini birlikte yiyoruz. |
| to drink | içmek | Drink plenty of cold water. — Günde iki litre su içerim. |
| to sleep | uyumak | The baby sleeps very peacefully. — Bebek mışıl mışıl uyuyor. |
| to wake up | uyanmak | I wake up at six. — Her sabah saat altıda uyanırım. |
| to speak | konuşmak | She speaks three languages fluently. — O üç dili akıcı konuşuyor. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Günlük Hayatta En Çok Kullanılan 32 Temel Fiil
Set 14: En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları (32 kart)
Büyük, küçük, iyi, kötü, sıcak, soğuk, yeni, eski, hızlı, yavaş, pahalı, ucuz, kolay, zor, temiz ve kirli.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| big | büyük | They live in a big house. — Büyük bir bahçeleri var. |
| small | küçük | This small bag is handy. — Bu küçük çanta çok kullanışlı. |
| good | iyi | That is a very good idea. — Bu gerçekten çok iyi bir fikir. |
| bad | kötü | The weather is bad today. — Bugün dışarıda hava çok kötü. |
| new | yeni | I bought a new pair of shoes. — Kendime yeni bir ayakkabı aldım. |
| old | eski | That castle is very old. — Tepedeki kale oldukça eski. |
| young | genç | The young tree grows fast. — Yeni doktorumuz oldukça genç. |
| hot | sıcak | Careful, the soup is hot. — Dikkat et, çorba çok sıcak. |
| cold | soğuk | The winter wind is cold. — Kış rüzgarı bugün çok soğuk. |
| warm | ılık | Wear a warm wool coat. — Bahar güneşi bugün çok ılık. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — En Önemli 32 Temel Sıfat ve Zıt Anlamlıları
Set 15: Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler (32 kart)
Mutlu, üzgün, yorgun, kızgın, sakin, heyecanlı, gururlu, nazik, dürüst, müzik, film, spor, yüzme ve yemek pişirme.
| Kelime (English) | Anlamı (Türkçe) | Örnek Cümle ve Çevirisi |
|---|---|---|
| happy | mutlu | She is happy with the news. — Güzel haberle çok mutlu oldu. |
| sad | üzgün | The ending of the movie was sad. — Filmin sonu biraz üzücüydü. |
| tired | yorgun | I feel tired after running. — Koşudan sonra kendimi yorgun hissediyorum. |
| angry | kızgın | Don't be angry with me. — Lütfen bana kızgın olma. |
| calm | sakin | The blue sea is calm. — Mavi deniz bugün çok sakin. |
| nervous | gergin | I am nervous before exams. — Sınavdan önce biraz heyecanlıyım. |
| excited | heyecanlı | The kids are excited to travel. — Çocuklar gezi için çok heyecanlı. |
| surprised | şaşırmış | He was surprised by the gift. — Sürpriz hediyeye çok şaşırdı. |
| proud | gururlu | Her parents are proud of her. — Ailesi onunla gurur duyuyor. |
| worried | endişeli | Don't be worried about the rain. — Yağmur için hiç endişelenme. |
👉 Bu seti Flashcards World'de çalış: English — Duygular, Hisler, Kişilik ve Hobiler
Aralıklı Tekrar ile Günlük 15 Dakikalık Çalışma Rutini
Her 2–3 günde bir tematik set bitirin (günde 10–15 yeni kart) ve her örnek cümleyi yüksek sesle okuyun.